Prof.Dr. Osman Müftüoğlu; Doğal Antioksidan Coenzym Q10

Prof.Dr. Osman Müftüoğlu kendi Resmi internet sitesinde Coenzym ile ilgili olarak önemli açıklamalrda bulundu..

Şimdi sıra Coenzym Q10′de
Modern tıp teşhis ve tedavide yaklaşımlarını kolay kolay değiştirmez. Böyle olması da normaldir ve aslında iyi ki de öyledir! Konu insan sağlığı ise bir ölçüde tutucu olmak, elinizde yeteri kadar güvenilir kanıt olmadıkça mevcut teşhis ve tedavi yöntemlerinizden kolay kolay vazgeçmemeniz gerekir.
İşte bu nedenle tıp bilimi azıcık “Ortodoks”dur, böyle olmak ve böyle kalmak zorundadır. Ama bu durum mutlak tavizsiz ve katı olmayı, yeniliklere kapalı, bağnaz bir tavır sergilemeyi de gerektirmez. Bilimin her alanında olduğu gibi şüpheci olmak, farklı düşünmeye çalışmak ve yeniliklere açık olmak tıpta da vazgeçilmez bir kural olmalıdır.
Yirminci yüzyılın yetiştirdiği en önemli biyologlardan biri olan Réne Dubos (Rodckefeller Üniversitesi/ABD) bir konuşmasında şu çok önemli düşünceyi açıklamış: “Bilimsel tıbbın tek sorunu yeterince bilimsel olmamasıdır diye düşünmüşümdür hep. Modern tıp ancak doktorlarla hastaları doğanın şifa gücü aracılığıyla işleyen beden ve zihin kuvvetlerinden yararlanmayı öğrendikleri zaman gerçekten bilimsel olacaktır.” Dr. Dubos sonuna kadar haklı!
Modern tıp son zamanlarda antibiyotiklerden aşılara, kolesterol şeker ilaçlarından tansiyon haplarına, tomografiden MR’a pek çok ilerlemeler kaydetti, yeni ve etkili buluşlara imza attı. Ama bütün bunlar onun doğal şifa yöntemlerinden faydalanmayı reddetmesi anlamına gelmiyor. Oysa durum pek de öyle değil. Modern –bilimsel- tıp ısrarla, inatla, doğal tıp yöntemlerine sırt çevirmeyi sürdürüyor. Bu yanlışlardan biri de doğal desteklerden yeteri kadar yararlanmaması olmalıdır.
OMEGA-3’Ü ARTIK HERKES REÇETE EDİYOR
Yıllar önce Hürriyet’te yayınlanan bir röportajımda dönemin cumhurbaşkanı Demirel’in tedavi programında düzenli olarak omega-3 yağları ve antioksidanlar kullandığımı belirttiğimde pek çok meslektaşımı şaşırtmış, çoğundan ciddi eleştiriler bile almıştım. Ne var ki zaman geçtikçe omega-3 yağlarının özellikle kalp damar hastalıklarından korunmada mucizevi etkilerinin olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı. Bugün pek çok meslektaşım omega-3 kapsüllerini özellikle kalp damar hastalığı problemi olan ve/veya yaygın damar sertliği problemi yaşayan herkese öneriyor. Omega-3 kapsüllerini nörologlar bellek bozukluklarıyla mücadelede, pediyatristler çocukların zihinsel işlevlerini desteklemede, gözcüler retinayı beslemede, geliştirmede ve güçlendirmede, romatologlar dizleri kayganlaştırmakta kullanıyorlar! Yani omega-3 destekleri pek çok alanda multivitaminlerin yerini çoktan aldı… ayrıca FDA onaylı, reçeteyle satılan omega-3 ürünleri de (omecor/Lovaza) ABD’de eczane raflarındaki yerini 4-5 yıl önce aldı.
SIRA COENZYM Q10’DA…
Antioksidanlar özellikle CoQ10 için de benzer bir durum söz komusu. Ubiqinone adıyla da bilinen CoQ10 kalp hastalıklarını önleyebilmede oldukça dikkati çeken yan etkisi hemen hemen sıfır düzeyinde olan muhteşem bir doğal antioksidan. Bu doğal antioksidanın özellikle kalp kaslarını güçlendirmede LDL kolesterolün oksidasyonunu ve buna bağlı damar sertliği sürecini yavaşlatmada faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar var. CoQ10’u bana göre özellikle kolesterol ilacı kullanan yani statin grubu ilaçlarla tedavi görenlerin destek programlarına almalarında fayda var. Çünkü statin grubu ilaçlar kolesterolle birlikte CoQ10 üretimini de azaltıyorlar. Yani vücudun zaten düşük seviyede olan CoQ10 kapasitesini iyice baskılıyorlar. Benim görüşüme göre özellikle uzun süre ve yüksek dozda statin kullananlara imkânları varsa ek olarak CoQ10 desteği vermekte fayda var. Tabi buna mutlaka doktorların karar vermesi lazım, vitamin satıcılarının ya da eczane kalfalarının değil! CoQ10’un kolesterole bağlı kas ağrılarını azaltabileceği kas yorgunluklarını azaltabileceği yönünde işaretler olduğunu da hatırlatalım. Birçok araştırma merkezi bu mükemmel antioksidanın bellek kaybı ile mücadelede, Parkinson hastalığında işe yarayabileceğini düşünüyor, bu yönde araştırmalarını sürdürüyor. Ayrıca “MİTOKONDRİ HASTALIKLARI” adı verilen bir grup hastalıkta ubiqinone tedavi amacıyla da kullanılıyor.
CoQ10 yiyeceklerle öğütülürken ATP adı verilen enerji unsurunun üretiminde de mükemmel işler beceriyor. Yani CoQ10 insanların enerji seviyelerini de arttırıyor. Bana göre egzersizden önce alınan “CoQ10+karntin” kombinasyonu egzersizden faydalanma oranını yükseltiyor. Kronik yorgunluk sendromundan yakınanlara CoQ10 tavsiye edilmesinin nedeni de bu!
Kısacası özellikle kalp damar hastalıkları ile ilgili problemleri olanların bilhassa statin kullananların CoQ10 desteğinden faydalanmayı düşünmeleri gerekiyor
Prof.Dr.Osman Müftüoğlu